İSMAİL ŞAHİN – Uzun yıllardır iklim zirvelerinin gündeminde kömür, petrol, doğalgaz ve yenilenebilir enerji konuları yer alıyordu. Ancak Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 ile birlikte yeni bir konu masaya yatırılıyor: Yapay zekâ. Bu teknoloji, bir yandan enerji sistemlerini daha etkin hale getirirken diğer yandan büyük veri merkezleri aracılığıyla önemli miktarda elektrik ve su tüketiyor. COP31, yapay zekânın iklim krizindeki rolünü ilk kez kapsamlı bir şekilde ele almayı planlıyor.
Türkiye’nin COP31 Başkanlığı, geçtiğimiz ay New York İklim Haftası’nda “Antalya AI Pledge” (Antalya Yapay Zekâ Taahhüdü) girişimini tanıttı. Amaç, yapay zekâ altyapısının küresel iklim hedefleri ile uyumlu olarak gelişmesini sağlamak. Bunun yanı sıra “AI for Clean Tech” girişimiyle temiz teknoloji projelerinde yapay zekânın kullanımını teşvik etmek hedefleniyor.
Özel Toplantı
COP31 çerçevesinde özel bir “Teknoloji ve Yapay Zekâ Günü” düzenlenmesi düşünülüyor. COP31 Başkanı Murat Kurum, yapay zekânın enerji tüketiminin artık göz ardı edilemeyeceğini belirterek teknoloji firmalarının enerji kullanımlarını şeffaf bir şekilde açıklaması ve veri merkezlerini temiz enerji ile beslemesi gerektiğinin altını çizdi.
Yapay zekâ destekçilerine göre bu teknoloji, iklim değişikliğiyle mücadelede şimdiye dek geliştirilmiş en etkili araçlardan biri olabilir. Elektrik şebekeleri milyonlarca veri noktasını anlık olarak analiz ederek daha verimli yönetilebiliyor. Rüzgâr ve güneş santrallerinin üretim tahminleri daha isabetli yapılabiliyor. Sanayi tesislerinde enerji tüketimi optimize ediliyor. Tarım alanında su kullanımı azaltılabiliyor. Şehirlerde trafik akışı düzenlenerek yakıt tüketimi düşürülebiliyor.
Hangi Enerji Kaynağı?
Uluslararası enerji uzmanları, özellikle yenilenebilir enerji sistemlerinin gelişiminde yapay zekânın hayati bir rol oynayacağını öngörüyor. Çünkü rüzgâr ve güneş üretimindeki dalgalanmaların yönetilmesi için gelişmiş tahminleme ve optimizasyon sistemlerine ihtiyaç var. COP31’in duyurduğu “AI for Clean Tech” girişimi de tam olarak bu alan üzerine odaklanıyor. Bu görüşe göre sorun, yapay zekânın kendisi değil; onu hangi enerji kaynaklarıyla çalıştırdığımızdır.
Dönüşümü Hızlandırır mı?
Eleştirmenler ise farklı bir bakış açısına sahip. Yapay zekâya olan talep arttıkça veri merkezlerinin enerji ihtiyacı da büyümekte. Birkaç yıl önce sadece teknoloji sektöründe sınırlı görülen veri merkezleri bugün ülkelerin elektrik planlamalarını etkileyecek boyutlara ulaştı.
İklim uzmanları, yapay zekânın elektrik talebinde beklenenden daha büyük bir artış yaratması durumunda yeni doğalgaz ve kömür santrallerinin devreye alınabileceği uyarısında bulunuyorlar. Bu nedenle bazı çevre kuruluşları yapay zekânın net sıfır hedeflerine ulaşmayı zorlaştırabileceğini savunuyorlar. Birleşmiş Milletler İklim Sekreterliği de son dönemlerde teknoloji şirketlerinden daha fazla şeffaflık talep ediyor. Tartışmanın merkezindeki soru şu: Yapay zekâ enerji dönüşümünü hızlandıracak mı yoksa yeni bir enerji tüketim dalgası mı oluşturacak?
Neler Yapılabilir?
■ Şebeke Yönetimi: Elektrik sistemindeki arz ve talebi gerçek zamanlı olarak dengeleyebilir.
■ Rüzgâr ve Güneş Tahmini: Hava durumu ile üretim verilerini analiz ederek yenilenebilir enerji tahminlerini iyileştirebilir.
■ Enerji Verimliliği: Fabrikalarda ve binalarda gereksiz enerji kullanımını azaltabilir.
■ Akıllı Şehirler: Trafik yoğunluğunu ve ulaşım sistemlerini optimize ederek yakıt tüketimini düşürebilir.
■ Tarımda Su Tasarrufu: Sulama sistemlerini akıllandırarak su kullanımını azaltabilir.
■ Afet ve İklim Modellemesi: Sel, sıcak hava dalgaları ve orman yangınları için erken uyarı sistemlerini güçlendirebilir.
■ Temiz Teknoloji Geliştirme: Batarya, hidrojen ve düşük karbonlu malzeme geliştirme süreçlerini hızlandırabilir.
Görünmeyen Fatura
■ Elektrik Tüketimi: Büyük dil modelleri ve yapay zekâ sistemleri birçok gelişmiş çiple çalışan veri merkezlerine ihtiyaç duymaktadır. Bu sebeple veri merkezlerinin elektrik tüketimi küresel enerji talebinin en hızlı büyüyen alanlarından biri olmuştur.
■ Su Tüketimi: Veri merkezleri yalnızca elektrik değil aynı zamanda soğutma amacıyla büyük miktarda su da kullanmaktadır. Özellikle sıcak bölgelerde yeni veri merkezi yatırımlarının su kaynakları üzerindeki baskıyı artıracağı tartışılmaktadır.
■ Karbon Ayak İzi: Eğer yapay zekâ sistemleri fosil yakıtlarla çalışan elektrik şebekelerinden besleniyorsa dolaylı karbon emisyonlarının da artması söz konusu olmaktadır. Bu nedenle teknoloji şirketlerinin temiz enerjiyi kullanmalarının artırılması gerektiği savunulmaktadır.
■ Şeffaflık Sorunu: Birçok teknoloji firması veri merkezlerinin gerçek elektrik ve su tüketimine dair detaylı bilgileri paylaşmamaktadır. COP31 kapsamında geliştirilen Antalya Yapay Zekâ Taahhüdü’nün temel amaçlarından biri de bu şeffaflığı artırmaktır.
Sayılarla Yapay Zekâ
■ Dünya genelinde 72 bin firma yapay zeka geliştirmektedir.
■ Dünya genelinde 333 binden fazla firma yapay zekâyı aktif olarak kullanmaktadır.
■ Her gün yapay zekadan 2.5 milyar çıkarım talep edilmektedir.
■ GPT-3 modeli yaklaşık 175 milyar parametre ile eğitilmiştir.
■ GPT-3’ün eğitimi için yaklaşık 1,287 MWh elektrik harcanmıştır.
■ Bir ChatGPT sorgusu ortalama 2.9 watt-saat (0,0029 kWh) elektrik tüketmektedir; her 1000 metin oluşturma işlemi 0.047 kWh enerji harcamaktadır; her 1000 görüntü oluşturmak ise 2,907 kWh enerji harcamaktadır.
■ 20 bin firma yapay zeka uzmanı aramaktadır; diploma dahi istememektedirler.
■ 2012 yılında veri merkezi sayısı 500 bindi; şimdi ise bu rakam 8 milyona ulaşmıştır.
■ Yapay zekâya sorulan her 25 soruda veri sistemi soğutulması için yarım litreye yakın su kullanılmaktadır.
